<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eshabı kiram birbirini severdi &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://ilmihal.eu/konu/eshabi-kiram-birbirini-severdi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ilmihal.eu</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Sep 2016 14:25:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Tam İlmihal Sayfa 67</title>
		<link>http://ilmihal.eu/tam-ilmihal-sayfa-67/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2000 13:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[31 - Ehl-i sünnet i’tikâdı, harâmlar. Tevbe.]]></category>
		<category><![CDATA[din büyükleri]]></category>
		<category><![CDATA[din çağa ayak uydurabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[haramlardan kaçmak]]></category>
		<category><![CDATA[eshabı kiram birbirini severdi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çağ ve islamiyyet]]></category>
		<category><![CDATA[mürted ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[küfrden kaçmak]]></category>
		<category><![CDATA[mürted kime denir]]></category>
		<category><![CDATA[mdern çağ ve islamiyyet]]></category>
		<category><![CDATA[eshabı kiram]]></category>
		<category><![CDATA[küfrden uzak durmak]]></category>
		<category><![CDATA[kimler mürteddir]]></category>
		<category><![CDATA[günümüz ve islamiyyet]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl tmvbe etmek gerek]]></category>
		<category><![CDATA[mürtedler nasıl inanır]]></category>
		<category><![CDATA[ahkam değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[kul hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[beden ve ruh]]></category>
		<category><![CDATA[ahkam değişir mi]]></category>
		<category><![CDATA[allahü teala]]></category>
		<category><![CDATA[beden ve ruh ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet ve fen bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[eshabı kiramı sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[ruh ve beden]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet ve zaman]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe etmek]]></category>
		<category><![CDATA[millet ve islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[din bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[tövbe etmek]]></category>
		<category><![CDATA[devlet ve islamiyyet]]></category>
		<category><![CDATA[haramlara dikkat etmek]]></category>
		<category><![CDATA[estağfirullah demek]]></category>
		<category><![CDATA[zamana göre din]]></category>
		<category><![CDATA[haramlardan sakınmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://miftahigencikadim.com/?p=1673</guid>

					<description><![CDATA[Bu din büyüklerini fenâ sanıyor. Onları, birbirine düşman idi, düşmanlıklarını ve kinlerini gizliyerek iki yüzlülükle geçiniyorlardı biliyorlar. Hâlbuki, Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, Eshâb-ı kirâmın “aleyhimürrıdvân” birbirlerini her zemân sevdiklerini bildiriyor. Bu iki fırka, Kur’ân-ı kerîme inanmamış oluyor. Aralarında kin ve düşmanlık vardır diyorlar. Allahü teâlâ akl ve insâf versin ve doğru yolu göstersin! Yine şükrler ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p style="text-align: justify;">Bu din büyüklerini fenâ sanıyor. Onları, birbirine düşman idi, düşmanlıklarını ve kinlerini gizliyerek iki yüzlülükle geçiniyorlardı biliyorlar. Hâlbuki, Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, Eshâb-ı kirâmın “aleyhimürrıdvân” birbirlerini her zemân sevdiklerini bildiriyor. Bu iki fırka, Kur’ân-ı kerîme inanmamış oluyor. Aralarında kin ve düşmanlık vardır diyorlar. Allahü teâlâ akl ve insâf versin ve doğru yolu göstersin! Yine şükrler olsun ki, bizleri, Allahü teâlâya madde ve cism diyen, Onu zemânlı, mekânlı bilenlerden, yaratanı, mahlûklarına benzetenlerden etmedi ve [paraya, mevkı’a, rütbeye, râhata kavuşmak, keyf sürmek için, dinlerini satan, ecdâdının mukaddesâtını ayaklar altına alan <strong>(Mürted)</strong>lerden, ahmaklardan eylemedi].</p>
<p style="text-align: justify;">Şunu da iyi bilmek lâzımdır ki, idâreciler, cem’ıyyetleri idâre edenler, rûh gibidir, cân gibidir. Millet, ya’nî bütün insanlar da, cesed, beden gibidir. Rûh iyi ise, beden de sâlih, iyi olur. Rûh bozuk ise, beden de bozuk olur. O hâlde, âmirlerin iyi olmalarına, [milleti idâre için, islâm düşmanı olmıyanların seçilmesine] çalışmak, herkesin iyiliğine çalışmak olur. Herhangi bir kimseyi ıslâh etmeğe çalışmak, ona islâmiyyeti bildirmekle olur. Her ne yolla olursa olsun, milleti idâre edeceklerin müslimân olmalarına çalışmak lâzımdır. Müslimân oldukdan sonra, onlara, <strong>(Ehl-i sünnet vel-cemâ’at)</strong> i’tikâdını bildirmelidir. Bozuk fikrlerin ortadan kalkmasına çalışmalıdır. Bunları yapmak nasîb olan bir kimse, Peygamberlerin “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” vârisi olur. Bu fırsat, size bedâva nasîb olmuşdur. Bunun kıymetini biliniz! Bu yolda ne kadar çok yazsam, yeridir. Fekat size bu kadar yetişir. İnsanları herşeye kavuşduran, ancak Allahü teâlâdır.</p>
<p style="text-align: justify;">[<strong>(Mecelle)</strong>nin otuzdokuzuncu (39) maddesinde, (Zemânın değişmesi ile, âdete dayanan hükmler değişebilir) diyor. Fekat, <strong>(Nass)</strong> ile bildirilmiş olan ahkâm hiçbir zemân değişmez. Her âdet, delîl-i şer’î olamaz. Bir âdetden hükm çıkarılabilmesi için, bu âdetin Nasslara muhâlif olmaması ve sâlih müslimânlar arasında Selefden gelmiş olması lâzımdır. Harâm işliyenler çoğalır, harâmlar âdet hâline gelirse, yine halâl olmazlar. Küfr alâmetleri de âdet olur, müslimânlar arasına yayılırsa, islâm âdeti olmaz. Küfr alâmeti olmakdan çıkmazlar. Mubâh olan âdetlerde ve fen bilgilerinde zemâna uyulur. Teknikde ilerliyenlere ayak uydurulur. Din bilgilerinde, ibâdetlerde zemâna uyulmaz. Îmân bilgileri, din bilgileri zemânla değişmez. Bunları değişdirmek, zemâna uydurmak istiyenler, Ehl-i sünnetden ayrılır, kâfir veyâ sapık olurlar].</p>
<h3 class="c" style="text-align: justify;"><strong>ÇOK MÜHİM TENBÎH</strong></h3>
<p style="text-align: justify;">Erkek olsun, kadın olsun, her insanın, her sözünde, her işinde, Allahü teâlânın emrlerine, ya’nî farzlara ve yasak etdiklerine [harâmlara] uyması lâzımdır. Bir farzın yapılmasına, bir harâmdan sakınmağa ehemmiyyet vermiyenin îmânı gider, kâfir olur. Kâfir olarak ölen kimse, kabrde azâb çeker. Âhıretde Cehenneme gider. Cehennemde sonsuz yanar. Afv edilmesine, Cehennemden çıkmasına imkân ve ihtimâl yokdur. Kâfir olmak çok kolaydır. Her sözde, her işde kâfir olmak ihtimâli çokdur. Küfrden kurtulmak da çok kolaydır. Küfrün sebebi bilinmese dahî, hergün bir kerre istigfâr etse, ya’nî (Estagfirullah) dese, muhakkak afv olur, ya’nî, (Yâ Rabbî! Bilerek veyâ bilmiyerek küfre sebeb olan bir söz söyledim veyâ iş yapdım ise, nâdim oldum, pişmân oldum. Beni afv et) diyerek tevbe etse, Allahü teâlâya yalvarsa, muhakkak afv olur. Cehenneme gitmekden kurtulur. Cehennemde sonsuz yanmamak için, hergün muhakkak tevbe ve istigfâr etmelidir. Bu tevbeden dahâ mühim bir vazîfe yokdur. Kul hakkı bulunan günâhlara tevbe ederken, bu hakları ödemek ve terk edilmiş nemâzlara tevbe ederken, farzları kazâ etmek lâzımdır. Kitâbımızda 276 dan 287 ortasına kadar okuyunuz!</p>
<p class="c18" style="text-align: center;"><em><strong>İnsan beşer, durmaz şaşar, eyler hatâ, üçer beşer.</strong></em></p>
<p class="c18" style="text-align: center;"><em><strong>Düz ovada yürür iken, ayağını sürter, düşer.</strong></em></p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
