<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hasan ile hüseyin &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://ilmihal.eu/konu/hasan-ile-huseyin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ilmihal.eu</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Oct 2016 21:30:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Şevâhid-ün Nübüvve Sayfa 323</title>
		<link>http://ilmihal.eu/sevahid-un-nubuvve-sayfa-323/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Aug 2011 07:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Altıncı Bölüm: Eshâb-ı kirâmdan ve e’imme-i i’zâmdan bildirilen peygamberlik delîlleri ve müjdeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alî bin Ebî Tâlib “radıyallahü anh”]]></category>
		<category><![CDATA[imamı ali bin ebi talib]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti alinin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hasan ile hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti alinin halifeliği]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti ali hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[emirül müminin]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti hasen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilmihal.eu/sevahid-un-nubuvve-sayfa-323/</guid>

					<description><![CDATA[• Alî bin Zeyd “radıyallahü anhümâ” şöyle anlatmışdır: Sa’îd bin Müseyyib “radıyallahü anh” bana bir şahsı gösterdi. Git o şahsı gör, dedi. Sen hâlini söyle, ben onu görürüm, dedim. O öyle bir şahsdır ki, Resûlullahın Eshâbından hazret-i Alî ve hazret-i Osmân “radıyallahü anhümâ” hakkında uygun olmayan sözler söylüyor, dedi. Ben Allahü teâlâya münâcât edip, yâ ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p align="justify">• Alî bin Zeyd “radıyallahü anhümâ” şöyle anlatmışdır: Sa’îd bin Müseyyib “radıyallahü anh” bana bir şahsı gösterdi. Git o şahsı gör, dedi. Sen hâlini söyle, ben onu görürüm, dedim. O öyle bir şahsdır ki, Resûlullahın Eshâbından hazret-i Alî ve hazret-i Osmân “radıyallahü anhümâ” hakkında uygun olmayan sözler söylüyor, dedi. Ben Allahü teâlâya münâcât edip, yâ Rabbî, eğer hazret-i Osmânın ve hazret-i Alînin “radıyallahü anhümâ” senin yanında kıymetleri ve i’tibârları varsa, bana bir nişân göster, dedim. O şahsın yüzü siyâh oldu.</p>
<p align="justify">• Medînede bir şahs vardı. Hazret-i Alî “radıyallahü anh” hakkında kötü sözler söylerdi. Sa’d bin Mâlik “radıyallahü anh” ona beddüâ etdi. O şahs devesini mescidin dışına bağlayıp, mescide girerek, cemâ’atin arasına oturmuşdu. Devesi yerinden sıçrayıp mescide girdi. O şahsı göğsünün altına alıp, o kadar ezdi ki adam öldü.</p>
<p align="justify">• Ebû Abdüllah Muhammed bin Kayyım Cevziyye <b>(Kitâbür-rûh) </b>adlı eserinde, İbni Ebiddünyânın <b>(Kitâb-ül-menâmât)</b>, kitâbından nakl etmişdir. O da Kureyşli bir ihtiyârdan rivâyet etmişdir: O ihtiyâr şöyle anlatmışdır: Şâmda yüzünün bir tarafı siyâh bir adam gördüm. O tarafını dâimâ bir şeyle örterdi. Yüzünün neden böyle olduğunu sordum. Hâlimi her sorana anlatacağıma dâir Allahü teâlâya söz verdim, dedi ve anlatmağa başladı. Ben hazret-i Alî “radıyallahü anh” hakkında çok kötü sözler söylerdim. Bir gece rü’yâmda, bir kişi gelip, sen benim hakkımda kötü sözler mi söylüyorsun diyerek, yüzümün bir tarafına bir şey vurdu. Sabâhleyin yüzümün o tarafının siyâh olduğunu gördüm.</p>
<p align="justify">• Hüseyn bin Alî “radıyallahü anhümâ” şöyle anlatmışdır: Medîne vâlîsi İbrâhîm bin Hişâm el-Mahzûmî, her Cum’a bizi minber etrâfında toplar ve hazret-i Alî “radıyallahü anh” hakkında yakışmayan sözler söylerdi. Yine bir Cum’a günü mescid dolu idi. Ben minberin yanında oturuyordum. Uyumuşdum. Rü’yâmda Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” kabrinin açıldığını gördüm. Bana, ey Ebû Abdüllah! Bu şahsın sözlerine üzülmüyormusun buyurdu.</p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
