<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mevduatül ulum &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://ilmihal.eu/konu/mevduatul-ulum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ilmihal.eu</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Sep 2016 14:24:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Tam İlmihal Sayfa 48</title>
		<link>http://ilmihal.eu/tam-ilmihal-sayfa-48/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2000 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[25 - Kur’ân-ı kerîm nedir? Kur’ân tercemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[26 - İctihâd hatâları. İmâm-ı a’zamın büyüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[ahkamı ictihadiyye]]></category>
		<category><![CDATA[kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[işareti nass]]></category>
		<category><![CDATA[istinbat yolu]]></category>
		<category><![CDATA[kısas ve ahbar]]></category>
		<category><![CDATA[delaleti nass]]></category>
		<category><![CDATA[ictihadlarda şüphe]]></category>
		<category><![CDATA[kısas ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[mazmuni nass]]></category>
		<category><![CDATA[doğru ictihad]]></category>
		<category><![CDATA[ahbar ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[iltizami nass]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[imamı nesefi]]></category>
		<category><![CDATA[iktizai nass]]></category>
		<category><![CDATA[kuranı kerim tercemesi]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet nedir]]></category>
		<category><![CDATA[akaid]]></category>
		<category><![CDATA[iltizam]]></category>
		<category><![CDATA[surelerin sırası]]></category>
		<category><![CDATA[bozuk tefsirler]]></category>
		<category><![CDATA[nass ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[ayetlerin sırası]]></category>
		<category><![CDATA[kuran tefsiri]]></category>
		<category><![CDATA[nass ne demektir]]></category>
		<category><![CDATA[mevduatül ulum]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış kuran tefsiri]]></category>
		<category><![CDATA[nass bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[kuranı kerim üç çeşittir]]></category>
		<category><![CDATA[ibareti nass]]></category>
		<category><![CDATA[nass bölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[kuranı kerimin özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[işareti nasss]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://miftahigencikadim.com/?p=1211</guid>

					<description><![CDATA[Çünki, âyetlerin sırası kat’î olarak doğrudur. Sûrelerin sıralarının doğruluğu ise zannîdir. Bunun için, sûrelerin yerini değişdirerek okumak, yazmak mekrûh olmuşdur. Kur’ân-ı kerîmi başka harflerle veyâ tercemesini yazmak, okumak, öğrenmesini kolaylaşdırır demek doğru değildir. Kolay olsa bile, câiz olmasına sebeb olamaz). (Mevdû’ât-ül-ulûm)da diyor ki, (Kur’ân-ı kerîmdeki bilgiler üç kısmdır: Birincisini hiçbir kuluna bildirmemişdir. Kendisini, ismlerini ve ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p style="text-align: justify;">Çünki, âyetlerin sırası kat’î olarak doğrudur. Sûrelerin sıralarının doğruluğu ise zannîdir. Bunun için, sûrelerin yerini değişdirerek okumak, yazmak mekrûh olmuşdur. Kur’ân-ı kerîmi başka harflerle veyâ tercemesini yazmak, okumak, öğrenmesini kolaylaşdırır demek doğru değildir. Kolay olsa bile, câiz olmasına sebeb olamaz).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>(Mevdû’ât-ül-ulûm)</strong>da diyor ki, (Kur’ân-ı kerîmdeki bilgiler üç kısmdır: Birincisini hiçbir kuluna bildirmemişdir. Kendisini, ismlerini ve sıfatlarını kendinden başka kimse bilemez. İkinci kısm bilgileri, yalnız Muhammed aleyhisselâma bildirmişdir. Bu yüce Peygamberden ve Onun vârisi olan râsih âlimlerden başka kimse bunları anlıyamaz. Müteşâbih âyetler böyledir. Üçüncü kısm bilgileri, Peygamberine bildirmiş ve ümmetine öğretmesini emr buyurmuşdur. Bu ilmler de ikiye ayrılır: Birinciler, geçmiş insanların hâllerini bildiren <strong>(Kısas)</strong> ve dünyâda, âhıretde yaratmış olduğu ve yaratacağı şeyleri bildiren haberler <strong>(Ahbâr)</strong>dır. Bunlar, ancak Resûlullahın bildirmesi ile anlaşılır. Akl ile, tecribe ile anlaşılamaz. Üçüncü kısm bilgilerin ikincileri, akl, tecribe ve arabî ilmler ile anlaşılabilir. Kur’ân-ı kerîmden ahkâm çıkarmak ve fen bilgilerini anlamak böyledir. İmâm-ı Nesefî “rahmetullahi teâlâ aleyh” <strong>(Akâid)</strong>de buyuruyor ki, arabî ilmlere göre ma’nâ verilir. İsmâilî sapıkları gibi, başka ma’nâlar vermek, ilhâd ve küfr olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendi aklı ve görüşleri ile bozuk tefsîrler yapanlar beş dürlüdür:</p>
<p style="text-align: justify;">1 — Tefsîr için lâzım olan bilgileri bilmiyen câhillerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">2 — Müteşâbih âyetleri tefsîr edenlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">3 — Sapık fırkalardakilerin, zındıkların ve dinde reformcuların, bozuk düşünce ve isteklerine uygun tefsîr yapanlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">4 — Delîl ve sened ile iyi anlamadan tefsîr yapanlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">5 — Nefse ve şeytâna uyarak yanlış tefsîr yapanlardır).</p>
<p style="text-align: justify;"><a id="v28IctihadHatalari"></a> <span>26 — Ahkâm-ı islâmiyyenin hepsi Kur’ân-ı kerîmden çıkmakdadır. Kur’ân-ı kerîm, bütün Peygamberlere “salevâtullahi aleyhim” gönderilmiş olan, bütün kitâblardaki ahkâmı ve dahâ fazlasını kendisinde toplamakdadır. Gözleri kör, ilmleri az, aklları kısa olanlar, bunu göremez. Kur’ân-ı kerîmdeki bu ahkâm üç kısmdır:</span></p>
<p style="text-align: justify;">Birinci kısm ahkâmı, ilm ve akl sâhibi, <strong>(İbâret-i nass)</strong> ile ve <strong>(İşâret-i nass)</strong> ile ve <strong>(Delâlet-i nass)</strong> ile ve <strong>(Mazmûn-i nass)</strong> ile ve <strong>(İltizâm-i nass)</strong> ile ve <strong>(İktizâ-i nass)</strong> ile kolayca anlıyabilir. Ya’nî, her âyet-i kerîmede, ibâret, delâlet, işâret, iltizâm, iktizâ ve tazammün bakımından çeşidli ma’nâlar ve hükmler vardır. <strong>(Nass)</strong>, ma’nâları açık ve meydânda olan âyet-i kerîmelere ve hadîs-i şerîflere denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kur’ân-ı kerîmdeki ahkâmdan ikinci kısmı açıkca anlaşılmaz. İctihâd ve istinbât yolu ile meydâna çıkarılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ahkâm-ı ictihâdiyyede, Eshâb-ı kirâmdan biri, Peygamberimize “sallallahü aleyhi ve sellem” uymayabilirdi. Fekat bu ahkâm, Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” zemânında hatâlı ve şübheli olamazdı. Çünki, Cebrâîl “aleyhisselâm” gelerek, yanlış olan ictihâdlar, Allahü teâlâ tarafından hemen düzeltilir, hak ile bâtıl birbirinden hemen ayrılırdı. Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” âhırete teşrîfinden sonra meydâna çıkarılan ahkâm ise, böyle olmayıp, doğru ile yanlış ictihâdlar karışık kaldı. Bundan dolayıdır ki, vahy zemânında ictihâd olunan ahkâmı, hem yapmak, hem de inanmak lâzımdır. Peygamberimizden sonra ictihâd olunan ahkâmı da yapmak lâzım ise de, icmâ’ hâsıl olmıyan ictihâdlarda şübhe etmek, îmânı gidermez. [Bu husûs <strong>(Mektûbât)</strong>ın ikinci cild, 36. cı mektûb sonunda da yazılıdır.]</p>
<p style="text-align: justify;">Kur’ân-ı kerîmde bulunan ahkâmdan üçüncü kısmı, o kadar derin ve gizlidir ki, bunları anlayıp çıkarmağa insan gücü yetişemiyor. Bunlar, Allahü teâlâ tarafından bildirilmedikçe, anlaşılamaz. Bu da ancak Peygamberimize “sallallahü aleyhi ve sellem” gösterilmiş, bildirilmişdir. Başkasına bildirilmez. Bu ahkâm da, Kur’ân-ı kerîmden çıkarılıyor ise de, Peygamber “sallallahü aleyhi ve sellem” tarafından açıklanmış olduklarından, bunlara <strong>(Sünnet)</strong> denir.</p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
