<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>molla hamza &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://ilmihal.eu/konu/molla-hamza/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ilmihal.eu</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 May 2019 12:10:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Hak Sözün Vesîkaları Sayfa 40</title>
		<link>http://ilmihal.eu/hak-sozun-vesikalari-sayfa-40/</link>
				<pubDate>Mon, 24 Oct 2016 20:47:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[1.ci risâle Hucec-i Kat’iyye]]></category>
		<category><![CDATA[alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti ömer]]></category>
		<category><![CDATA[şiilik]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti ali]]></category>
		<category><![CDATA[şii fırkası]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti osman]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhayn]]></category>
		<category><![CDATA[bahr-ul ilm]]></category>
		<category><![CDATA[ebülhasen eşari]]></category>
		<category><![CDATA[molla hamza]]></category>
		<category><![CDATA[haadi hoca]]></category>
		<category><![CDATA[şiilik fırkası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilmihal.eu/?p=19903</guid>
				<description><![CDATA[Bundan sonra, hazret-i Ömerdir. Bundan sonrası hazret-i Osmândır. Bundan sonra hazret-i Alîdir “radıyallahü anhüm ecma’în”. Bunların halîfe olmaları da, bu sıra iledir, dedi. Bahr-ul’ ilm sordu: —İ’tikâdda mezhebiniz nedir? Molla başı: —İ’tikâdımız Ebülhasen-i Eş’arî mezhebidir. —Şimdi, halâl ve harâm olduklarını bilmek lâzım olan şeylere, doğru olarak inanmak, ya’nî halâla harâm, harâma halâl dememek lâzımdır. —Bu ]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><p style="text-align: justify;">Bundan sonra, hazret-i Ömerdir. Bundan sonrası hazret-i Osmândır. Bundan sonra hazret-i Alîdir “radıyallahü anhüm ecma’în”. Bunların halîfe olmaları da, bu sıra iledir, dedi. Bahr-ul’ ilm sordu:</p>
<p align="justify">—İ’tikâdda mezhebiniz nedir? Molla başı:</p>
<p align="justify">—İ’tikâdımız Ebülhasen-i Eş’arî mezhebidir.</p>
<p align="justify">—Şimdi, halâl ve harâm olduklarını bilmek lâzım olan şeylere, doğru olarak inanmak, ya’nî halâla harâm, harâma halâl dememek lâzımdır.</p>
<p align="justify">—Bu şartı kabûl etdik, dedi. Bahr-ul’ ilm dedi ki:</p>
<p align="justify">—Ehl-i sünnetin dört mezhebinin, sözbirliği ile harâm dediği şeyleri yapmamak lâzımdır.</p>
<p align="justify">Molla başı, bunu da kabûl etdik, dedi.</p>
<p align="justify">Sonra ilâve ederek, bunların hepsini kabûl etdik. Şimdi, bizim İslâm fırkalarından olduğumuzu söylermisiniz dedi. Bahr-ul’ ilm, biraz durdukdan sonra dedi ki:</p>
<p align="justify">—Şeyhaynı söğen kâfir olur.</p>
<p align="justify">—Şeyhaynı “radıyallahü teâlâ anhümâ” söğmekden vazgeçdik. Başka şartları da kabûl etdik. Artık bizi müslimân saymaz mısınız? Bahr-ul’ ilm yine:</p>
<p align="justify">—Şeyhaynı söğmek küfrdür, dedi. Bundan maksadı, Şeyhaynı söğenin tevbesi, hanefî mezhebine göre kabûl olmaz. Acemler de, eskiden, Şeyhaynı söğüyorlardı. Kâfir olmuşlardı. Şimdi söğmekden vazgeçmeleri, kendilerini küfrden kurtarmaz demek idi. Efgan müftîsi molla Hamza dedi ki:</p>
<p align="justify">—Ey Hâdî hoca! Acemlerin, bu toplantıdan önce, söğdüklerine sened var mıdır?</p>
<p align="justify">—Hâdî hoca cevâb vererek, delîl yokdur, dedi.</p>
<p align="justify">Molla Hamza:—İşte, bundan sonra da, söğmiyecekleri için, müslimân olamaz demeye sebeb nedir?</p>
<p align="justify">Hâdî hoca -Eğer böyle ise, müslimândırlar. Halâl ve harâmda, iyide kötüde birleşdik demekdir, dedi. Bunun üzerine, hepsi ayağa kalkarak, müsâfeha etdiler ve bana dönerek şâhid ol dediler ve dağıldık. Şevvâlin yirmi dördüncü çarşamba günü akşam üstü idi. Etrâfımızda, on bin kadar acem toplanmış, bize bakıyordu.</p>
<p align="justify">Âdet üzere, gece sâat dörtde, i’timâdüddevle, şâhın yanından gelip, bana dedi ki:</p>
<p align="justify">—Şâh hazretleri, size teşekkür edip, selâm gönderdiler. Yarın da toplanarak, varılan karârın yazılmasını ve toplantıda bulunan âlimlerce imzâ edilmesini emr eylediler.</p>
<div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
										</item>
	</channel>
</rss>
